ÇOK OKUNANLAR
MÜCAHİDLER
RÖPORTAJLAR
AKADEMİ
SİTE ANKET
Türkiye, Çin'e gerekli tepkiyi verebildi mi?
Evet
Hayır
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir itaat profesyoneli ve İran
07 Temmuz 2009 Salı Saat 00:39
İranı Bombala diye tempo tutan McCain'in kalbi reformcu İranlılar için çarpıyor.

Ertuğrul Aydın

Bir itaat profesyoneli olan Obama, İran politikasını izah ederken "sıkılı yumrukların" açılmasından, "açıldığında Amerika'nın uzatılmış dost elinin" bulunacağından bahsettiğinde aslında psikolojide "karşılıkta bulunma kuralı" olarak bilinen mekanizmayı işletmişti, insanlığın temel bir kaidesini. İsraillilerin iddia ettikleri gibi Firavun olarak değil ama tam bir itaat profesyoneli olarak hiçbir şey vermeden karşılık istiyordu. Boş da olsa bir el uzatmış, dolu bir el uzatmaları için İran tarafını beklemeye başlamıştı.

İran'ın işi zordu çünkü uzatılmış bir eli boş çevirmek gibi bir kusur ve kabahat işleme tehlikesi vardı. Ancak seçim sonuçları, sonuçların açıklanmasının ardından yaşanan gösteriler, kolluk gücünün can kaybına da yol açan müdahalesi ve Amerika'nın bu fırsatla İranı eleştirmesi, Ahmedinejad'ın bu eleştiriye tepki vererek özür talep etmesi ve İngiliz büyükelçiliğinde çalışan 8 İranlının tutuklanması gibi gelişmeler "elin boş çevrilmesi" algısının önüne geçecek ve İran bir yükten kurtulacak gibi duruyor.

Obama'nın tek hamlede borçlu çıkardığı İran yönetiminin, Obama'nın, şayet varsa, maskesini çıkarmasını sağlayacak katalizör nitelikteki bu gelişmelere memnuniyetle katkıda bulunacağını umabiliriz. İngiliz büyükelçiliğindeki 8 İranlı görevliyi tutuklaması böylesi bir katkı olabilir; tutuklamanın resmi gerekçesi bir yana, Anglo Sakson bağ üzerinden Amerika'ya cevap verme havası da var; tutuklananlar İranlıydı ama Anglo Sakson misyonundaydı. Görevlilerin İranlı olması maksada ulaşmaya engel değil, hatta maksada en az zararla ulaşmanın yoluymuş gibi duruyor. Ve söz konusu olan bir (Anglo Sakson) büyükelçilik olunca, devrim yıllarını hatırlayan Amerika'nın ayrı bir ruhi ıstırap duyması kaçınılmazdır.

Obama sinirlerine halen hakim olsa da artık dişlerinin gıcırtısı duyulabiliyor; el parmakları ise her an yumruğa dönecekmiş gibi gergin ve kavisli. Ve en önemlisi Obama'nın gergin ellerini yumruğa çevirmesi ki böylece Obama uzattığı eli birden çekivermiş ve borç birdenbire ödenivermiş olacak. Henüz gerçekleşmedi.

Bir itaat profesyoneliyle başa çıkmak güçtür. İsrail'in 3.5 milyon Filistinliyi mülteci durumuna düşürmesi 60 yılını almışken, bu itaat profesyonelinin Beyaz Saray'a yerleşmesinden itibaren ilk yüz gün içerisinde tam 2 milyon Pakistanlı mülteci konumuna düştü. Bugün bu sayının 3.5 milyon olduğu söyleniyor. Ancak yine de İslam dünyası ve dünyanın geri kalanı, iyimser olmayı sürdürebiliyor. İran'ın daha bir dikkatli olmasını gerektiriyor bu durum. Çünkü İran'ın da parçası olduğu İslam dünyası Bush döneminin travmasından kurtulmak için kendi kendini hipnoz etmiş gibi görünüyor. Kendini bir bebek gibi sakin ve hafif hissederek doğal ritmik nefes alma tekniğini uygulayarak sinirlerini yatıştırmış, içinde iyilik hissi doğmuş, sempatik sinir sistemini rahatlatmış gibi; vücudunu gevşetmiş ve olumlu hayal kurmuş; nihayet kendi kendine telkin vererek hipnoza girmiş...sanki.

Bu profesyonele itaat etmemek için ihtiyatlı olmak bile yetmeyebilir. Hababam sınıfının "kül yutmaz" hocasının durumuna düşme ihtimali var çünkü. İzleyenler hatırlayacaktır, "ben kül yutmam" diye böbürlenip sınav esnasında sıraların tepesinde gezinen kül yutmaz hoca bir sıradan ötekine sıçrarken giysilerine tutturulan kopya kağıtlarının kuryeliğini yapıyordu da farkında değildi. İtaat profesyonellerinin elinden sağ salim kurtulan kişilerin başında kötümserler ve şüpheciler gelir. Hiç de boşuna değil.

2008 Amerikan başkanlık seçim kampanyası sırasında bombala, bombala, bombala... Bombala, İranı Bombala diye tempo tutan McCain'in kalbi reformcu İranlılar için çarpıyor. Nida'nın kör kurşuna hedef olmasının ardından neoconlar, Amerikan sağı-solu "hepimiz İranlıyız" diye "Nîda" etmeye başladılar.

Seçim sonrasında Amerika-İran ilişkileri

Ahmedinejad, geçtiğimiz Ocak ayında, "değişimden bahsedenler, İran halkından özür dilemeli ve geçmişteki kötü hareketleri ile İran'a karşı işlediği suçları onarmayı denemeli" demiş ve özür talebinde bulunmuştu. Herkese istediğini yaptırmak isteyen itaat profesyoneli ise Kahire konuşmasında demokratik yolla seçilmiş İran hükümetinin devrilmesinde ABD'nin rol aldığını bir başkan olarak en üst düzeyde dile getirdi; itiraf olarak yorumlandı bu sözleri. Ancak ABD'nin rolünden hemen sonra bu kez rehine olayında, Amerikan askerlerine ve Amerikalı sivillere karşı şiddet eylemlerinde İran'ın oynadığı role değindi. Dolayısıyla bu itiraftan maksat "artık tarihe hapsolmayalım" "ödeştik" mesajını vermekti. İran yönetimine hoş ama boş bir mesajdı bu: Ödeştik. Özür yok.

Peki İran'ı İranlılara bırakma numarasını henüz terketmemiş olan Obama, İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra nasıl bir politika izleyebilir?

Paul Craig Roberts'ın, Şeytanlaştırılmış bir İran'la savaşa hazır mısınız? Başlıklı makalesinde belirttiğine göre "Washington Bureau, 14 Haziran'da, Washington'ın psikolojik harp yürüttüğünü kabullenerek şunu ilan etti: 'İran'daki seçim sonuçları, Obama'nın destek çabalarını daha da zorlaştırmaktadır.' Roberts'ın buradan çıkardığı sonuç şu: "'Diplomatik başarısızlık' özrünün iğrenç kafasını bulunduğu yerden kaldırdığını, geriye sadece askeri çözümü bıraktığını görüyoruz burada."

Roberts'ın hakkını vermek için uzun bir alıntı daha yapmamız gerekiyor: "Ulusal Güvenlik Konseyi'nde çalışmış ve şu an Columbia Üniversitesinde ders veren Gary Sick şöyle diyor: 'Şayet daha ılımlı olsalardı ve Ahmedinejad'ın yizde 51'le kazandığını söyleselerdi' İranlılar biraz daha kuşkulu fakat daha bir kabullenir olurlardı. Ancak İran yönetiminin, 'Ahmedinejad 62.6'la kazandı' demesi 'muteber' değildir." "Sanırım diyor Sick, 'İran devriminde, meşruiyetini halk desteğine dayandıran bir konumdan baskıya dayandıran bir konuma doğru gerçek bir dönüşüm noktasıdır bu. Halkın sesine kulak asılmıyor." "Herşeyi Amerikan yönetiminin içinden görmüş bir kişi olarak söyleyebilirim ki, Amerikan yönetiminin, Amerikan medyasını ve kukla devletlerin medyasını manipüle etmekten muradı, İran hükümetini kendi halkını ezen ve İran halkının iradesini hiçe sayan bir hükümet olarak tasvir etme sûretiyle İran hükümetini gözden düşürmektir. Amerikan yönetiminin İran'a karşı bir askeri saldırı zeminini nasıl kurduğunu gösterir bu."

Bu beyanlardan savaş kokusu alıyor Roberts ve haksız da sayılmaz çünkü daha hırpani olanlarını Amerikan Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Richard Haass söylüyor. 26 Haziran 2009 tarihinde CFR internet sayfasında yayınlanan söyleşide şu fikirleri beyan ediyor Haass: "İran sorunu halen mevcut ve bir şekilde daha da kötüleşebilir...bu rejimle konuşmak olağanüstü derecede zorlaştı...esas itibariyle teokrasi olabilir fakat uygulamada gitgide haydutokrasi / eşkiyaokrasi oluyor...bunun, rejimin ne olduğunu ifşa ettiğine inanıyorum. Meşruiyetini yitirdi. Gücü var ama İran kamuoyunun kaydadeğer bir yüzdesi nezdinde meşruiyeti yok. Her ne kadar değişim kısa vadede gerçekleşmeyecek olsa bile gelecekteki bir siyasi değişimin tohumlarının ekildiğini telkin ediyor..."

Obama kendini özgü bir açılış yapmışken, dış politika seçkinleri gitgide Bushvâri ağızla konuşmaya başlıyorlar. Amerikan basınına göz attığınızda Haass'ın görüşlerine benzer bir kanaatin hâkim olduğu görülür. Amerikan Dış İlişkiler Konseyi Başkanının Bush dönemini hatırlatan ifadeler kullanması, Amerika'nın İran politikasının seyrini merak edenlerin dikkatini hak eder.

Durum Roberts'ın düşündüğü gibi bir askeri saldırıya dönüşmeyebilir. Fakat Pakistan'ın hızla Afganistan savaşına nasıl dâhil edildiğini hatırladığımızda kesin bir dil kullanmanın sakıncası da ortaya çıkacaktır. O halde şimdilik söyleyebiliriz ki seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan gösteriler, güvenlik kuvvetleriyle yaşanan çatışmalar, bazı göstericilerin hayatlarını kaybetmesi, Amerikan dış politika yapımcıları nazarında askeri seçeneği geriye doğru ötelemeyi gerektirecek kadar vaadedici görünüyor olmalı. Seçim sonrası İranı hakkındaki kanaatlerinin tam olarak şekillenmesi için biraz daha vakit gerekiyor. Kesin olarak vaadedici buldukları takdirde - buna Afganistan-Pakistan hattındaki askeri gücün artışını, Irak'taki askeri gücün kaydadeğer ölçüde azalışını da ekleyin – İran'a askeri saldırının askıya alındığı bir sürece, gerilim stratejisine dönüş yapacaklardır.

Bu yazı toplam 916 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.


YAZARLAR
EN YENİ VİDEOLAR
FOTO GALERİ
ARSIVDE ARA
SON YORUMLANANLAR
KARİKATÜRLER