Afganistan’daki Taliban Kamplarına giren tek Türk Gazeteci Adem Özköse Taliban ile ilgili merak edilen soruları cevapladı.
NATO’ya
bağlı güçlerle Afgan direnişçiler arasında yaşanan savaş her geçen gün
daha da şiddetlenirken gözler tekrar Taliban’a çevrildi. Uzmanlar
Taliban’ın bu sefer eskisinden çok daha güçlü bir şekilde geri dönmeye
hazırlandığını ifade ediyorlar. Afganistan’ın hâlihazırdaki Devlet
Başkanı Hamid Karzai de Taliban’a barışma, uzlaşma yönünde mesajlar
gönderiyor. Biz de Taliban Kamplarına giren ilk Türk Gazeteci olarak
bilinen Savaş Muhabiri Adem Özköse ile Afganistan ve Taliban merkezli
bir röportaj gerçekleştirdik. Sorularımıza son derece çarpıcı cevaplar
veren Özköse ile yaptığımız röportajı ilgiyle okuyacaksınız.
Röportaj: Metin Doğruyol
-Basında
sık sık Taliban’ın Afganistan’da her geçen gün daha da güçlendiğine,
Taliban’ın direnişinin son aylarda zirve yaptığına dair haberler
yayınlanıyor. Taliban’ın bu denli güçlenmesini neye bağlıyorsunuz?
Afganistan’daki
Taliban Yönetimi devrildikten sonra bu hareket kendi içinde bir takım
gelişmeler yaşadı. Taliban önceden bir grup molla tarafından yönetilen
ve Pakistan’daki medreselerde eğitim gören Peştun asıllı öğrenciler
arasından destek bulan bir hareketti. Fakat Taliban artık bir fikir
haline geldi. Afgan halkının büyük bir kısmı, hatta Veziristan’dan
Swat’a kadar olan bölgedeki insanlar zamanla Talibanlaştılar. Amerika
Afganistan’da klasik bir direniş örgütü ile değil; bir halkla
savaşıyor. Bugün bölge halkının bağımsızlık ve özgürlük ruhunu da
Taliban temsil ediyor. Amerika’da Senlis Konseyi isimli itibarlı bir
düşünce kuruluşu var. Senlis Konseyi geçtiğimiz aylarda Afganistan’la
ilgili önemli bir rapor yayınladı. Bu raporda “NATO Afgan halkının kalbini ve yüreğini kazanma savaşını kaybetti. Afgan halkının kalbini Taliban kazandı.”
şeklinde bir ifade vardı. Bu tespit çok önemli. Bir direniş hareketi
kitleselleşip bir halk hareketine dönüştüğü andan itibaren aslında
verdiği savaşı kazanmıştır. Geriye artık sadece askeri zafer kalır.
Taliban’a karşı savaşan Amerika ve NATO’nun işi bundan sonra çok zor.
-Taliban
yönetiminin devrilip, NATO’ya bağlı güçlerin Afganistan’a girmesiyle
ülkede neler değişti? Taliban dönemiyle, Karzai yönetimi arasında bir
kıyaslama yapar mısınız?
Afganistan’da bulunduğum dönemde bir bakkala girmiştim. Bakkalın sahibiyle sohbet ederken; “Taliban
yönetimi zamanında Afganistan’da güvenli bir ortam vardı. Hırsızlık,
yol kesme gibi olaylar yaşanmıyordu. Taliban düşüp Karzai Hükümeti
kurulunca Afganistan’da huzur kalmadı. Bakkal dükkanım Taliban Hükümeti
düştükten sonra 5-6 sefer hırsızlar tarafından soyuldu.”
demişti. Taliban Afganistan’ı güvenli bir hale getirip; hırsızlık, yol
kesme gibi faaliyetleri sona erdirdi. Afganistan gibi bir ülkede
bunları başarmak çok zor. Taliban zamanında afyon üretimi Afganistan’ın
tarihinde olmadığı kadar alt seviyelere indi. Hatırlarsanız bizzat
Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan bir raporda 2001 yılından
sonra Afganistan’daki afyon üretiminin yüzde 80 oranında arttığı ifade
edilmişti. 2001 yılı tam da Taliban Hükümeti’nin devrilip NATO’ya bağlı
güçlerin ülkenin yönetimini devraldığı döneme denk geliyor. Karzai
döneminde Kabil’e genelev açıldı. Afgan halkı fakirdir, pek fazla
kültürlü değildir; fakat dindardır. İslam’a, Afgan halkının kültürüne
aykırı teşebbüsleri asla affetmez. NATO güçlerinin ve Karzai’nin
İslam’a aykırı olan bu tür teşebbüsleri de Taliban’ın güçlenmesini,
halkın desteğini arkasına almasını sağladı. Bugün Afganistan’ın büyük
bir kısmı resmi olmasa da Taliban’ın kontrolünde. Bunu bütün dünya
biliyor. Afganlılar aralarındaki davaları çözmesi için Karzai
Hükümeti’nin mahkemeleri yerine, Taliban tarafından açılan mahkemelere
başvuruyorlar. Bu mahkemeler resmi olmasalar da Afgan halkı arasında
Karzai Hükümeti’nin mahkemelerinden daha fazla bir itibara sahipler.
-Taliban’la
ilgili dünya ve Türk kamuoyunda çizilen olumsuz bir imaj var. Taliban
mensupları aşırı taassup sahibi, hiçbir şey bilmeyen, mağara adamları
gibi gösteriliyor. Siz Afganistan’a gidip, Taliban kamplarına giren bir
gazeteci olarak nasıl bir Taliban’la karşılaştınız?
Amerika
ile Irak arasında yaşanan Körfez Savaşı’nı hatırlarsınız. Pentagon’un
yayın haklarını CNN’e verdiği Körfez Savaşı’nı bütün dünya ABD’nin
kontrolündeki CNN Kanalı’ndan seyretti. CNN savaş boyunca izleyicilere
tek bir Iraklı cesedi bile göstermedi ve bu konu hakkında herhangi bir
haber vermedi. Fakat savaş bitince aslında savaş esnasında 400 bine
yakın Iraklının ABD’nin bombalarıyla hayatlarını kaybettiklerini
öğrendik. İşte medya böyle bir şey.
-İnsanların zihinlerini, fikirlerini medya vasıtasıyla istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar.
Evet.
Ben Afganistan’daki Taliban Kamplarında son derece temiz, saf ve dindar
insanlarla karşılaştım. Size bir itirafta bulunmak istiyorum.
Afganistan’a gitmeden önce medyada Taliban ile ilgili yayınlanan
haberler benim zihin dünyamı da etkilemişti. Taliban ifadesi benim
zihnimin derinliklerinde de kimi zaman korkuya ve tedirginliğe neden
oluyordu. Fakat Afganistan’a gidip Taliban’ın ileri gelen yöneticileri
ve Taliban’a bağlı savaşçılarla haftalar süren görüşmeler yapınca
Taliban konusunda yanıldığımı ve dünyanın da Taliban konusunda
kandırıldığını fark ettim. Bir atı sebepsiz yere öldürdüğünüzde
insanlar size karşı çıkarlar ve sizi bir cani olarak görürler. Fakat
insanları atın bulaşıcı bir hastalık taşıdığına, eğer atı öldürmezseniz
bir çok kişinin attan bulaşacak hastalık nedeniyle öleceğine ikna
ederseniz atı öldürmeniz normal, hatta faydalı bir davranış olarak
görülür. Siz de insanların gözünde bir cani değil de; faydalı bir iş
yapmış birisi olursunuz. Amerika’ya yakın güç odaklarının kontrolü
altında olan medya Taliban konusunda insanları ikna etti. İnsanlar da
bulaşıcı hastalık taşıdığına inandıkları atın öldürülmesine seslerini
çıkarmadılar.
-İnsanların
zihninde Taliban’la ilgili bir takım olumsuz düşüncelerin oluşmasında
Taliban’ın hükümet olduğu dönemlerde gerçekleştirdiği bazı
uygulamaların da etkisi olmadı mı?
Taliban
Afganistan’ı yönetirken hiç hata yapmadı demiyorum. Bütün hükümetler
gibi Taliban Hükümeti’nin de bazı hataları olmuştur. Fakat “Taliban
Hükümeti” denilince zihnimizde niçin sadece yıkılan Buda Heykelleri
canlanıyor? Bu soruyu kendimize sormamız lazım. Taliban Hükümeti
zamanında İslami asalete uygun son derece önemli uygulamalar ve
tavırlar da sergilendi. O dönemler Çin Yönetimi’nin zulmünden kaçan 150
kadar Uygur Türkü Afganistan’daki Taliban Hükümeti’ne sığınmıştı. Bu
150 Uygur Müslüman’ı Çin’e iade edildikleri takdirde anında idam
edileceklerdi. Çin , Taliban’ın bu 150 Uygur’u kendine vermesi
karşılığında Afganistan’ın en önemli yollarını son derece modern
tarzda inşa edeceğini açıkladı. Ayrıca o dönemler Çin ile Taliban
Hükümeti’nin arasında her hangi bir problem yoktu. Taliban Hükümeti Çin
ile arasının bozulması pahasına bu insanları sırf Müslüman oldukları ve
kendisine sığındıkları için Çin’e teslim etmedi. Taliban Hükümeti’nin
gösterdiği bu tavrı bugün hangi İslam Ülkesi’nin yöneticisi
gösterebilir?
-Amerika
Taliban’ın şiddetli direnişine rağmen Afganistan’ı kontrol etme
konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Afganistan’ın kontrol altında
tutulması Amerika açısında niçin bu kadar önemli? Amerika’nın
Afganistan’da ne tür çıkarları var?
Hazar
kaynaklarının dünyaya aktarılması için en ucuz ve en kısa yol
Afganistan’daki geçitlerdir. Bu geçitler dünyanın en stratejik
bölgeleri arasında sayılıyor. Amerika Afganistan’ı işgal altında
tuttuğu sürece bu geçitlerden faydalanacak ve gelecekte Hazar
kaynaklarını bu geçitlerden aktarmak suretiyle büyük bir gelir elde
edecek. Fakat şu da unutulmamalıdır ki; Afganistan’ı işgal etmeye
yeltenen devletlerin hiçbiri direnişçi bir halk olma özelliği taşıyan
Afgan halkına karşı uzun süreli bir başarı sağlayamamıştır. Büyük
İskender’in orduları Afganistan’ın Hayber Geçidi’ni aşamamışlardı,
Çinliler de Afganistan’da durduruldular, Biritanya Ordusu Pakistan,
Hindistan gibi ülkeleri pek fazla zorlanmadan işgal etmesine rağmen
Afgan halkının inatçı direnişi nedeniyle bölgeyi terk etmek zorunda
kalmıştı. Bir zamanlar dünyanın en büyük iki süper gücünden biri olarak
gösterilen Rusya da Afgan halkı karşısında hezimete uğramış; daha sonra
da çöküşe geçmişti. Muhammed İkbal Afganistan için “Asya tense, Afganistan ruhtur.”
diyor. Ben tarihin tekerrür edeceğini ve Afganlıların savaşçı ve inatçı
ruhunun bölgedeki yabancı güçlere karşı tekrar galip geleceğini
düşünüyorum.
-Taliban’ın genel olarak İslam Dünyası ile olan ilişkileri nasıl?
İstanbul’daki
bir Müslüman Afganistan’daki veya Gazze’deki bir Müslüman’a kimi zaman
duasıyla, kimi zaman da maddi yardımlarıyla destek olmaya çalışıyor.
Ümmet-i Muhammed var oldukça Müslümanlar arasındaki dayanışma da devam
edecektir. Taliban artık savaşın medya cephesinde de bir hayli
profesyonelleşti. 8 dilde yayın yapan bir siteleri var. İslam Dünyası
bugün Taliban’ın haklı bir savaş verdiğine geçmişe göre daha fazla
inanıyor ve Taliban’a karşı duyulan sempati her geçen gün artıyor.
Geçenlerde bir Arap gazetesinde okudum. Yapılan bir araştırmaya göre
İslam Dünyası’nda Hamas’dan sonra insanların en çok sempati
besledikleri 2. direniş grubu Taliban’mış. Taliban yöneticilerinin
yaptığı açıklamalarda hedeflerinin asla sivil insanlar olmadığını
vurgulamaları ve Taliban’ın daha çok NATO’ya ait askeri hedeflere
saldırmasının Taliban’a duyulan desteği arttırdığını düşünüyorum.
Taliban’ın önder kadrosu tarafından yapılan açıklamalarda da sık sık
direnişçilerin sivil hedeflerden uzak durmaları yönünde talimatlar
veriliyor.
-Taliban Amerika ile savaşacak silahları nereden buluyor?
Veziristan’dan
Swat’a kadar olan bölge silah üreten fabrikalarla ünlüdür. Hatta
Pakistan’a komşu olan bazı devletler de bu bölgedeki fabrikalardan
silah satın alıyorlar. Taliban da silah ihtiyacını daha çok bu
bölgedeki fabrikalardan sağlıyor. Ayrıca bölgedeki güçlü aşiretler de
silah ve diğer ihtiyaçlar noktasında Taliban’a destek oluyorlar.
-ABD
Başkanı Obama; önümüzdeki aylarda Afganistan’a 30 bin yeni asker daha
göndereceklerini açıkladı. Afganistan’a 30 bin yabancı askerin daha
gönderilmesi sizce direnişi nasıl etkileyecek?
3-4
yıl öncesine kadar Afganistan’dakiABD askerleri bu ülkeye tatile
gelmişler gibi davranıyorlardı. Eğlence olsun diye dağlarda yürüyüşe
çıkıp, kameralara poz veriyorlardı. Fakat o günler artık geçti.
Askerlik yaşına gelen Amerikalı gençlerin hiçbiri Afganistan’a
savaşmaya gitmek istemiyor. Amerika kamuoyu da Taliban’a karşı verilen
savaşın kazanılması konusunda bir hayli umutsuzlaştı. Afgan halkını
arkasına alan Taliban direnişinin askeri tedbir veya güçle durdurulması
artık çok güç. Amerika Afganistan’a ne kadar asker gönderirse göndersin
Afgan halkının direnişini hiçbir zaman etkisiz hale getiremeyecek.
Sütün Haber Dergisi
Bu yazı toplam 1654 defa okundu.