Şehid Seyyid Kutub'u Rahmetle yad ediyoruz.
Şehit Seyyid Kutup. Firavunların beldesinde Musaca (a.s) bir şecaati ve direngenliği kuşanan adam.
Şehit Seyyid Kutub? Firavunların beldesinde Musaca (a.s) bir şecaati ve direngenliği kuşanan adam.
İslam?ın
ve Müslümanların yes?e düçar oldukları bir dönemde; Kur?an?ın diriltici
soluğuyla karamsarlıkları bertaraf ederek ümmete güven veren kutlu
önder?
Hayatını İslam?ın doğru ve sahih bir bilinçle kavranması uğrunda seferber etmiş olan acılı bir aydın.
Dünyadaki mazlumların yürüyüşüne katılmış asil bir alim?
Kendi coğrafyası ve dönemin ruhu içerisinde değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılabilecek olan bir mütefekkir?
Kitlelere Kur?an bilincini ve duyarlılığını aşılayan kaygı sahibi bir müfessir ve dava adamı.
Darağacını sonsuz mağfirete doğru uzatılmış bir merdivene dönüştüren fedakâr ümmet evladı.
Yaşadığımız topraklarda bilinç ve erdemi kuşanmış olan her birey üzerinde fikri katkısı olan muvahhid?
Seyyid Kutub 29 Ağustos 1966 yılında şehid edildi.
Şahadetinin 42. yılında aziz şehidimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
28.08.2008
Şehid Seyyid Kutup'un hayatı...
Haci
ibrahim Kutub'un oglu olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli
Kalia köyünde dünyaya geldi. Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan
Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi.
O zaman bu partinin
baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir,
elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak
ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi.
Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti.
Seyyid
Kutup'un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük
bir de erkek kardesi vardi. Daha Kahire'de okurken babasini kaybedince,
annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis
oluyordu. O cia bu durumdan oldukça sikilmisti. Bu sikintidan biraz
olsun kurtulmak için, annesini Kahire'ye tasinmaya razi eder ve
Kahire`ye tasinirlar.
1940'da annesinin ani vefati Seyid Kutup'u
oldukça etkilemisti. Kendisini. hayatta yalniz hissetmeye baslar. Bu
konudaki duygularini bizzat kendisi bazi kitaplarinda anlatmaktadir.
SEYYID KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERISeyyid
Kutup'un hayatini dört ana bölümde toplamak mümkündür. Bunlardan
birincisi dogumundan 1919'a kadar olan bölüm. Seyyid Kutup bu devrede
babasinin itinali dini terbiyesi altinda yetismisti. Bir tarafta
köylerindeki medreseye devam ederken bir taraftan da babasinin özel
terbiyesindeydi. Daha on yasina gelmeden Kur'an-i Kerim'in tamamini
ezberlemisti.
Seyyid Kutup'un hayatindaki ikinci dönem ise 1920 ve
1939 arasindaki zamani içermektedir. Bu dönemde Kahire'ye giderek
liseyi bitirir ve üniversiteye "Darul Ulum"a girer. Darul Ulum'a
girmesindeki maksadi arap dilinde ihtisas sahibi olmakti. Kardesi
Muhammed Kutub'un "Küçük Çigliklar" adli kitabinin önsözünde de
anlattigi gibi Darul Ulum'da dört sene okumustu. Burada okutulan
dersler ise Tarih, Cografya, Arap edebi-
yati, Ingilizce, Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi.
Seyyid
Kutup'u okutan hocalarin basinda ise Mehdi Allame geliyordu. Bu zat
Seyyid Kutup'un "Sairin hayattaki görevi" kitabinin ön sözünde sunlari
diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olmasi bana çok büyük bir
mutluluk veriyor. Eger hayatta benim ondan baska talebem olmasa bile
onun varligi mutluluk olarak kafidir."
Darul Ulum'dan mezun olduktan sonra Milli Egitim Bakanliginda müfettis olarak görev alir.
Fakat
bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla
kalmayarak istifa eder. Bu siralarda hemen hemen her konuda kendisini
yetistirmek için okumaya daldigini görürüz. Özellikle arapçaya çesitli
dillerden çevrilmis eserleri incelemekte ve degerlendirmeye tabi
tutmaktaydi.
Çok geçmeden Seyyid Kutup da tipki Taha Hüseyin, Abbas
Mahmut Akkad ve Mustafa Sadik Rafi gibi harika bir yazar,olarak ortaya
çikiyordu.
Onun yazilari da tipki ötekilerinki gibi ayni gazete ve dergilerde yayinlanmaya baslamisti.
Seyyid
Kutup'un hayatinin üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yillari
olusturmaktâdir. Bizim görüsümüze göre bu dönem ayni zamanda Seyyid
Kutup'un Islâmi düsünceye dönüsünün de bir baslangici oluyordu. 1939'da
"El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adli bir
makalesini yayinlamisti. Seyyid Kutup bu yazisinda bazi ayetlerden
örnekler vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün
icazini ortaya koyuyordu.
Bu yazisiyla ayni zamanda Kur'an'da icaz olayini inkar eden Akkad'in görüslerinden de ayrilmis
oluyordu. 1945 yilinda ayni konuda iki kitap yayinladi.
Seyyid
Kutup bu kitaplarinin, almis oldugu dini terbiyenin bir semeresi
oldugunu açikça itiraf etmekte, Kur'an'in uslubu ve harikaligiyla
kendisini uyandirdigini kabul etmektedir. O'na göre ilmi Kelamin uslubu
olan cedel, dinde pek neticeye götürmemektedir. Çünkü akil Kur'an'in
inceliklerini ve harikaliklarini tam olarak anlamaktan acizdir.
Arkasindan "Sahrada" adli bir kasidesini yayinlayan Seyyid Kutup,
burada her seyin bir tertip ve ölçüye göre yaratildigini anlatmaktadir.
1946'da
"Iste Sahtekarlik" diye bir kitabi daha yayinlandi. Bu kitabinda
Abdullah Ali el-Kasimi ile iki konuda tartisiyordu. Bunlardan birisi
"Insanin yaratmak konusundaki gücü" ikincisi ise "Insanin dinlere
inanmasiydi". Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah
Ali'nin kitabini, dolayisiyla fikirlerini medhederken Seyyid Kutup
siddetle tenkit ediyordu. Çünkü Abdullah Ali dinin hayatin gerçeklerine
ters oldugunu, dine
tabi olanlarin gerilediklerini, özellikle
Islâmin insani gerilettigini savunuyordu. Iste bundan dolayi Seyyid
Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine yazdigi kitapda hücum ediyor,
tenkit ediyor ve onlari çürütüyordu.
7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un
Islâmi fikre baslangiç olarak degerlendirilen "Konum Dersleri" adinda
bir makalesi daha yayinlanmisti. Seyyid Kutup bu makalesinde Misir'in
toplum yapisinin, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak,
müslümanlari çalismaya çagiriyordu. Toplumun islahi için ne yapilmasi
gerekiyorsa müslümanlarin yapmak zorunda olusunun Kur'an'in emri
oldugunu söyleyen Kutup delil olarak Al-
lah'in su ayet-i kerimesini
gösterip tefsirini yapiyordu: "Sizden iyiligi emreden, kötülükten
sakindiran, bir topluluk olsun. Iste asil kurtulusa erenler onlardir. "
ISLAMA DOGRU YÖNELIS.
21
Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi degerlerden
soyutlanmis, sadece maddi bir medeniyet oldugunu delillerle
açikliyordu. 1948'in sonlarinda ise "Islâmda Sosyal Adalet" kitabini
yayimladi. Kutub bu kitabinda insanligin arzu ettigi gerçek sosyal
adaletin Islâmda oldugunu ve hakiki adaletin Kur'an'in
gölgesinden
baska hiç bir yerde olmadigini açik açik anlatarak hayatin her alaninda
oldugu gibi edebiyatin dahi Islâmi ölçülerden kaynaklanmasi gerektigini
vurguluyordu.
1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yil
kaldi. Amerika'da kaldigi bu müddet içersinde Misir'daki arkadasi
Tevfik el-Hakim'e gönderdigi mektuplarda Amerikan toplumunu ve
medeniyetini devamli olarak tenkit ediyordu. Çünkü ; bu medeniyette
ruhi degerlerden hiç bir sey yoktur, diyordu. Ayni mektuplarinda "El
Melik" adli kitabini da tenkit ediyordu. Çünkü Kutup bu kitabi Islâmi
fikirlerle yogrulmadan çok önce yazmisti.
Iste Seyyid Kutup
arkadasina yazdigi mektuplarda bu kitabinin tenkidinde, "keske kitabin
konusu Yunan felsefesine göre degilde, Islâmi ruhla yazilmis olsaydi.
Insallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel bir bakis
açisi olan Islâmdan kaynaklanir" diyerek temennilerini de bildiriyordu.
Buna
göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakis
açisi degismistir. Çünkü hayatinin önceki dönemlerine baktigimizda
edebiyati din ile ilgisi olmayan bir güzellik olarak
degerlendirmekteydi. Fakat simdi her seyin oldugu gibi edebiyatin da
tüm konularini dogrudan dogruya Islâmdan almasi gerektigini söyle-
mektedir.
1951
ile 1965 yillarini kapsayan zaman parçasi ise hayatindaki dördüncü
merhaleyi olusturuyordu. Kutup bu dönemde edebiyattan tamamen
siyrilarak Ihvan-i Müslimin teskilatina katilmisti. Abdulhakim
Abidin'in anlattigina göre Seyyid Kutup artik Ihvanin bir fikir elemani
olmustu.
Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makami yoktu ama iyi
bir müntesip olarak Ihvanin gazetelerinde ve dergilerinde halki devamli
olarak Islâma davet ediyordu. Bir ara, 1954'deki tutuklanmasindan önce
"Ihvan-i Müslimin" adli gazetede yazi isleri müdürlügü yapmis, orada
yazdigi yazilari bir araya getirerek birçok kitaplar olusturmustu.
Bu kitaplardan birkaçini burada zikretmeden geçemeyecegiz:
1- Islâm ve Dünyaya bakis
2- Iste Din Budur
3- Istikbal Islâmindir.
Kutup
ayrica Ihvan-i Müslimin gazetesinde din ile devlet islerini birbirinden
ayirarak dini siyasetten uzak tutan laik düsünceyi de siddetle tenkit
eder, siyaset baskadir, din baskadir sloganinin bir hikaye oldugunu
söyliyerek Islâmda böyle bir sey olmadigini haykirir. Çünkü Seyyid
Kutup "Islâmin kalplerde bir inanç ve hayat için
bir kanun oldugunu" vurguluyordu.
Ezher üniversitesinin Kur'an-i Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açikça tenkit eden Kutub bu konuda söyle diyordu:
"Bu
gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin
pesinde gitmektedir. Onun için Ezher üniversitesi Islâmi kültürü her
yönüyle halka götürmelidir. Ibadette, inanç ve hayatin her alaninda,
Islâmin kendisine has, her türlü noksanliklardan uzak ölçülerinin
oldugunu izah etmelidir. Ister siyasette olsun, ister iktisatta ve
ister cezalarda olsun Islâmin hayatin her konusu için ölçüler koydugunu
anlatmali ve Islâmi günlük hayata hakim kilmak için çalismalar
yapmalidir.
SEYYID KUTUB'UN SEHADETISeyyid
Kutup Islâma inanmis ve inandigi davanin gerçeklesmesi için de bir çok
çalismalar yapmis büyük bir mücahitti. 27 Kasim 1954'de, Ihvan-i
Müslimin Misir devlet baskani Cemal Abdunnasir'a suikast girisimiyle
itham edildiginde Seyyid Kutup'da Ihvan-i Müslimin saflarina katilmisti.
Bundan
dolayi Ihvan-i Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid
Kutup'da tutuklandi. Yapilan yargilamanin neticesinde Seyyid Kutup'a
agir islerde çalistirilmakla birlikte on bes sene agir hapis cezasi
verildi. Artik Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km. uzakta "Limanneze"
hapishanesinde yasamaya baslamisti. On sene hapis yattiktan sonra o
zamanin Irak devlet baskani Abdusselam'in Abdunnasir'i ziyaret ederek
Seyyid Kutup'u serbest birakmasini istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest birakildi.
Hapisten çikan Kutub 1965'de "Yoldaki Isaretler" adli kitabini yayinlayinca tekrar tutuklanir.
Bu
tutuklamada yine Ihvan-i Müsliminden bir çok müslüman vardi. Gerekçe
olarakta Ihvan-i Müsliminin devlete karsi darbe girisimini ileri
sürerek Ihvani ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardi.
22
Agustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezasi verildiginde, Assam el
Attarin kitabinda anlattgina göre Kutub bu karari tebessüm ve Allah'a
kavusmanin verdigi büyük bir mutlulukla karsilamisti. Muhammed Ali
Eenna'nin dedigine göre Seyyid Kutup'un asilmasina asil sebep "Yoldaki
Isaretler" adli kitabi idi.
Seyyid Kutup'a verilen bu idam karari,
Islâm alemine yayildiginda Pakîstan'da Karaçi içinde Cemaati Islâminin
mepsuplari tarafindan bir yürüyüs tertiplenmis ve olay kinânarak
Abdunnasir'dan karari yeniden gözden geçirmesi istenmistir.
Ayrica
yine Pakistan'da "Meclisi Nizami Islâm", "Cemaati Islâmi", "Cemaati
Avami"de bu karari ayni sekilde kinamislardi. Diger taraftan
Ingiltere'de Rabitatül Islâm, Lübnan'da "Cemaati Islâm" teskilati,
Ürdün'de birçok dini sahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve
Istiklal partisi baskani Ahmet el-Hatib, Irak'taki Rabitanin
baskani
Seyh Emcek Eczzehavi ve bir çok Islâm alimleri Abdunnasir'i bu
kararindan dolayi kinamis ve vaz geçmesi için ikaz etmislerdi.
Bütün
bunlara ragmen 9 Agustos 1967 sabahi Lübnandaki "Ennebar"gazetesiyle
Misir'daki "El-ehram" gazetesi idam haberini su cümlelerle veriyorlardi.
"...Çelik
migferli askerlerden bir grup hazirlanip, agir silahlar artirilarak
Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar olusturuldu. Gazetecilerin
hapishaneye girisi yasaklandi. Seyyid Kutup idam edildikten sonra da
gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi."
Seyyid Kutup bir çok
kiymetli kitap yazmisti. Basta Kur'an-i Kerimin bir tefsiri olan
"Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda eseri vardir.
Özellikle Islâmi konularda, edebiyat ve egitim konularindaki eserleri
daha çoktur.
Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmistir.Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razi olsun.
Bu yazı toplam 982 defa okundu.