İran'da Ahmedinejad'ın seçim zaferinin tescillenmesinin ülkede oluşturduğu siyasi duruma yansımaları...
Hakkı Uygur
Anayasa Koruyucu Konseyinin
geçtiğimiz günlerde resmen seçim sonuçlarını doğrulamasıyla Mahmud
Ahmedinejad'ın seçim zaferi tescillenmiş oldu. Her ne kadar asıl tescil
Hameney'in seçimlerden bir hafta sonra yaptığı Cuma konuşmasında
gerçekleşmiş olsa da iç hukuk açısından AKK'nın kararı önemliydi.
Bu
süreçte önemli birçok şey yaşandı. Bunlardan birisi AKK'nın bağımsız
bir "hakikati araştırma komisyonu" kurmayı kabul etmesiydi. Sürekli
olarak "süreç normal seyrini izleyecek" açıklaması yapan AKK kendi
dışından Velayeti, Durri Necefabadi ve Ebu Turabi gibi önemli
isimlerden bir komisyon kurarak üzerindeki şaibeleri zımnen kabul etmiş
oldu. Bunda Meclis Başkanı Laricani'nin tavrı etkili olmuşa benziyor…
AKK'nın
kararına tepkiler gecikmedi. Musevi ve Kerrubi'nin yanı sıra eski
Cumhurbaşkanı Hatemi ve devrimden sonra 20 yıl boyunca Isfahan Cuma
İmamlığı görevinde bulunan ancak cumhurbaşkanlığı sırasında Hatemi'ye
yapılan baskıları protesto etmek için görevinden istifa eden Ayetullah
Tahiri yeni hükümetin gayri meşru olduğunu iddia etti. Hatemi daha da
ileri giderek yapılanları bir darbeye benzetti…
Son olayda
İran'ın krizi iyi yönetemediği özellikle devrim lideri Hameney'in
nüfuzunun büyük ölçüde yara aldığı herkesin ortak fikri. Hameney geniş
kesimlerde açtığı hayal kırıklığını susarak gidermeye çalışırken
Kalibaf ve Laricani gibi daha alt seviyedeki yetkililer protestoculara
sıcak mesajlar göndererek gerginliği azaltmaya uğraşıyorlar.
Kerrubi
AKK'ya yazdığı son mektubunda üyelerin seçim sonuçlarını
onaylayacaklarsa bile bunu anayasada yer alan velayeti fakihin mutlak
otoritesine atıfta bulunarak yapmalarını ve kurumun onurunu
korumalarını istedi. Kerrubi bu isteğiyle Humeyni dönemindeki üçüncü
dönem meclis seçimlerini hatırlattı. O dönemde AKK içişleri
Bakanlığının aksine seçimlerde hile yapıldığı hususunda ısrarcı olmuş
ancak Humeyni'nin içişleri bakanlığı lehinde tavır koyması üzerine
konsey veliy-i fakihin teşhisiyle karar verdiğini açıklamıştı. AKK'nın
bu olaya tepkisi epey sert olmuş bazı isimler konsey üyeliğinden istifa
etmişlerdi.
Kerrubi'nin gazetesinin bir günlüğüne
yayınlanmamasına yol açan bu isteğinin yerine getirilmesi
beklenmiyordu. Zira Hameney'in Humeyninin karizmasına sahip olmadığı ve
böyle bir durumda çok ağır darbe alacağı biliniyordu.
Öte
yandan Musevi seçim sonuçlarına itirazını sürdürüyor. Yasal protesto
gösterisi için hâlâ içişleri bakanlığından izin alamayan Musevi
televizyondan canlı konuşma yapma konusunda da isteğini alamadı...
İran
Genel Kurmay Başkanı Hasan Firuzabadi'nin Avrupa ülkelerini suçlayarak
İran'dan özür dilemeyinceye kadar nükleer müzakerelerin
gerçekleşmeyeceğini açıklaması İran'da askerlerin siyasete
müdahalesinin son örneği oldu.
Gelişmelerin İran'ın dış
politikasını da etkileyeceği belli oldu. Obama'nın İsrail'i
sıkıştırmaya başlamasından ve İran liderliğine mektup göndererek yeni
bir başlangıç arzusunda olduğunu açıklamasından sonra olayların bu
şekilde patlak vermesi, yine İran'ın karışıklıklardan ısrarla İngiltere
ve İsrail'i sorumlu tutması anlamlı. Sonuçlardan en çok İsrail'in kârlı
çıkması tesadüf olsa gerek. İsrail şimdi "Biz demedik mi bu yönetimle
müzakerelerde bulunamaz, rejim bağlılarının bile en temel siyasi
haklarının çiğnendiği bir ülkeyle mi uzlaşacaksınız" havalarında. Tabi
burada olayları kimlerin tetiklediği de önemli. Acaba seçimlerde hile
yapıldığı iddiasıyla sokaklara dökülen insanlar mı yoksa bu sonuçları
kestirdikleri halde kimsenin inanmayacağı seçim sonuçlarını
açıklayanlar mı ABD ile başlayacak süreçten daha çok rahatsız
olurlardı. Komplo teorilerden hoşlananlar için küçük de bir bilgi; son
süreçte elli yıllık dava arkadaşlarıyla bile bozuşan Hameney'e şu
sıralar en yakın isim, İran'ın sayılı zenginlerinden olan ve aynı
zamanda en radikal gruplardan Mutelife'nin başkanlığını üstlenen
Habibullah Asgerevladı Muselman. Soyadındaki Müslüman vurgusu ilginç
değil mi?
Bu yazı toplam 671 defa okundu.